GEZi | Londra'dan Müzikalsiz Dönmeyin:)


Hala sıkılmadıysanız Londra postlarına devam:) Sıkıldığınızı düşünüp Roma postlarını erken bitirmiştim, sonra çook mailler aldım, pişmanım:o Londra'ya gitmeden önce kesin yapacaklar listemde o eski ve mağrur tiyatro binalarında on yıllardır nefes kesen performanslarla oynayan müzikallerden birine gitmek vardı. Bileti önceden internetten almak yerine, orada uzun kalacağım için illa ki yer bulurum diye düşünüp biraz tembellik ettim:) Eğer süre kısıtınız varsa siz öyle yapmayın, yoksa mutlaka öyle yapın çünkü dev indirimli bilet alabileceğiniz keşfimi yazacağım yuuuhuuuu:)


Londra'da kısa ya da uzun şehir turunuzda zaten bir dolu tiyatro ve devasa tanıtım dekorları ile karşılacaksınız:) En sevdiklerimden bir kaçı burada.


Mamma Mia, Singing In The Rain, Sefiller, Rock of Ages, ilk postumda beni karşılayan Billy Elliot ve dahası


Biz hem şöyle tam anlamıyla İngiliz olsun- aksanı, hikayesi, müziği- dedik; hem de öyle mükemmel değerlendirmeler okuduk ki, dünya çapında da İngiltere'de de biiir dolu ödülü pek çok defa kucaklamış olan Billy Elliot'a gitmeye karar verdik:) İyi ki de öyle yapmışız! Şu fani hayatımda böyle bir performans, bu kadar muhteşem bir şey izlediğim için o kadar mutluyum ki, bu defa bunu kelimelere bile dökemiyorum ♥ Kapısında yatıp bi 10 seansa daha girebilecek kadar ağzım açık, dumura uğramış, "bu bu nasıl oldu bu" vaziyetinde bir nefeste bitirdim tam 3 saatlik müzikali!


Önemli bir nokta, tiyatrolara fotoğraf makinesi ya da kamera ile girmek yasak, fotoğraf çekmek, görüntü almak konusunda çok sıkılar ve salonda da seyirci gibi güvenlik var, yani telefonla bile denemeyin derim, ama kendinizi de zor tutacaksınız emin olun, çünkü her enfes sahnede bunu br yerlere kazımalıyım hiç unutmamalıyım oluyor insan:) O sebeple hemen üstteki ve alttaki fotoğrafları www.billyelliotthemusical.com adresindeki resmi sitelerinden aldım:)


Bu 12 yaşındaki mucize çocuk (ve diğer Billy'ler elbette) böyle bir disiplini, performansı, böyle muhteşem bir şarkı söyleme, dansetme ve rol yapma halini nasıl beceriyor, nasıl hayranlık uyandırıyor anlatılacak gibi değil! Mutlaka izleyin diyoor, size biletler konusunda tavsiyeme geçiyorum:)


Evet belki bir Londra seyahatinin olmazsa olmazı müzikal ama öyle çok ekonomik bir zevk de değil:) Güzel güzel izleyebileceğiniz "stalls" denen koltuklar genel olarak 60 pound civarlarında. İnternetten de indirimli bilet bulmak mümkün ama en garanti yol bunu yüz yüze yapmak:) Leicester Square metro durağında inip de Charing Cross'dan içlere doğru girince fast foodcular, incikciler boncukcular arasında indirimli tiyatro biletleri satan pek çok yer var, ha hepsi güvenilir mi bilemem. Ama şu yukarıda krokisini gördüğünüz  TKTS Kiosk'u hem çok güvenilir, hem de en sağlam indirimleri bulabileceğiniz yer. Örneğin ben 63 poundluk bileti 40 pounda bulabildim:)

33 Rose Street, Covent Garden

O gün biraz yaramazlık yapıp aç karnımızı bir İngiliz klasiği ile doyurma kararı aldık: pubda bira ve Fish & Chips:) Eveeet İngilizlerin bir Türk'ü asla kesmeyecek damak tadının nadide örneği! Tamam bir İngiliz gibi bira ve fish&chips yapmak illa gerekli belki ama yağlı ve oldukça ağır olduğu unutulmasın. O sebeple iyi bir pubda denensiin:) Mesela taaaa 1600lerde kurulmuş ve hala devam eden, İngiltere'nin en eskilerinden biri olan Lamb and Flag. Bir başka postun konusu olan Covent Garden'a yakın, leziz, sıcak, çok ama çok Brit bir pub:)

0 yorum:

Yorum Gönder