EDITORIAL | NAZRA


Meğer işler boyumu aşıyorken ben daha çalışkanmışım sevgili Styleboomerlar, işler azalınca bana bir rehavet çöktü! Tabii bunda artık ben de normal insan gibi uyumayı öğreteceğim bu vücuda çabamın da etkisi olabilir kıps;)

Uzuun zamandır bekleyen bir postu sonunda sizlerle paylaşmaktan çok mutluyum hanımlar beyler:) NAZRA, artık pek çoğunuz duydunuz biliyorsunuz eminim, ilk çıkış yaptığı parçalardan son cicilerine, Sevgililer Günü kapsül koleksiyonuna kadar tüm modelleriyle bir STYLEBOOM çekimine konuk oldu. NAZRA yalın, zarif, seçkin ve ışıltılı tasarımlarıyla can verir dedik ve cansız mankenlerin arasında Deniz'e hayat katsın istedik:)Şimdi sizi bir yandan güzel fotoğraflara bakıp bir yandan NAZRA'nın tasarımcıları Aslınaz Kazaz ve Nadin Vanlı Taş'ın kendisinden hikayelerini dinlemeye davet ediyorum!

Styleboom: Siz ikiniz nasıl tanıştınız hanımlar:)? Esas meslekleriniz nedir?
Aslınaz ve Nadin: Aslında İTÜ Jeofizik Mühendisliği mezunuyuz. Üniversite yıllarından bu yana da iş ortaklığı dışında iki yakın dostuz ♥


Styleboom: Bu arkadaşlık nasıl ortaklığa dönüştü peki?  Ve neden altın?
Nadin : Farklı bişeyler yapmak üretmek yaratmak aslında hep içinde olduğumuz eylemlerdi. Somut olarak tek bir kulvarda ilerleme kararını da açıkçası arkadaşlarımızla sohbet esnasında ortaya çıktı. Babamın kuyumcu olmasından dolayı zaten bu işin içerisinde büyüdüm diyebilirim. Üniversite sonrası da babamla çalışmaya başladım. Aslınaz'ın yaratıcılığı ve modaya hakim oluşu benim de yeteneğim ve tecrübem birbirimize güç verdi. Tek başımıza ilerlemeye cesaret edemeyip elele verdik ve beraber adım atma kararı aldık :)



Styleboom: Neden mücevher tasarımı diyecektim ama kuyumculuk geçmişi ağır bastı sanırım:)?
Nadin: Evet aslında yetenek, yaratıcılık diyoruz. Bu dışarıya bir elbise olarak da yansıyabilirdi çanta olarak da. Biz mücevher tasarımını seçtik. Hem bu altyapıyla yetiştiğim hem de her türlü güvenebileceğimiz bir ustamız olduğu için bu kararı aldık.


Styleboom: Siz birbirinizi nasıl tamamlıyorsunuz?
Aslınaz: Aslında tamamen zıt karakterlere sahibiz. Bir çok konuda tam ters fikirlere sahip olabiliyoruz. Mesela ben çok tez canlıyım. Her şey hemen olsun bitsin ama düzgün olsun istiyorum. Nadin ise benim tam tersim. Daha yavaş daha ağırdan alarak ilerlemekten hoşlanıyor. Her iki hareketin de artı ve eksileri var. Sanırım biz de bu şekilde birbirimizi dengeliyoruz ve normal hızda ilerlemeyi başarıyoruz.


Styleboom: Nazra ismi nasıl ortaya çıktı?
Aslınaz: Beraber yola çıkmaya karar verdikten sonra oturup tasarımlarımızı yapmaya başladık. Dışarıdan bakıldığında sadece ürünler yapılıyormuş gibi görünebilir ama bunun arka plan çalışmaları da bir o kadar koşturmacalı ve yorucu. Logo ne olmalı, kutular nasıl olmalı, web sitesi, satış noktaları vesaire gibi bir çok nokta ismimiz olmadan olamayacak şeylerdi. Kendi adlarımızı kullanmak istemedik. Markamız bizim bebeğimiz olduğundan oturup kız isimlerini araştırmaya başladık. Anlamı güzel olan ama aynı zamanda kulağa hoş gelen bir isim olmalıydı. Bir çok isim arasından NAZRA da karar kıldık. İlk ve tek bakış anlamına gelen Arapça kökenli bir kelime. Bizim ilk bakışta hoşumuza gitti. Ürünlerimizin de ilk bakışta beğenilen parçalar olmasını hedefledik.


Styleboom: Bence moda tasarımı ile kıyaslayınca mücevher ve vücut süsü tasarımında Türk tasarımcılar çok daha özgün ve farklı, sizce burada neler avantaj bizim ülkemizde neler dezavantaj?
Nadin: Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış topraklarda yaşıyoruz. Yolda yürürken bile kafamızı nereye çevirsek farklı kültürlerin izlerine rastlıyoruz. Mücevher sektöründe de bu karışımın etkilerini görüyoruz. Bu bizim için çok büyük bir artı. Çocuk yaşta atölyelerde çalışmaya başlamış ve yetişmiş ustaları bulmak artık eskisi kadar kolay olmasa da hala mümkün. El emeği göz nuru ürünler sanatkarın ruhunu katarak oluşturduğu parçaların çıktığı atölyeler dünyanın sayılı şehirlerinde mevcut. İstanbul da onlardan bir tanesi. Bu yüzden Türk tasarımcıların ürünleri zevkli ve kaliteli. Dünyadan da birçok tasarımcı ürünlerini yaptırmak için İstanbul’daki atölyelerden yararlanıyorlar.


Styleboom: Nazra ikonik bir kadına hayat verecek ve onu aramıza geri getirebilecek olsaydı, onu kimde görmek isterdiniz?
Aslınaz ve Nadin: Zarif, kibar ama aynı zamanda dikkatleri üzerine toplayan ürünler tasarlamaya çalışıyoruz. Zarif, kibar, güzel ve dikkat çekici birini düşündüğümüzde aklımıza Audrey Hepburn geliyor.
Keşke öyle bir gücümüz olsa da hayat verebilsek :) Günlük hayatında takılarımızı onun üzerinde görmek gerçekten çok heyecan verici olurdu.


Styleboom: Nazra yeni koleksiyona başladı mı, neler düşünüyor? 2012 planları neler?
Aslınaz ve Nadin: Daha çok yeni bir markayız. Bu kısa dönemde gerçekten çok olumlu tepkiler aldık. Bunlardan en önemlisi Assos Diamond firmasının teklifi oldu. Tasarımlarımızı çok beğendiklerini ve onlar için özel bir koleksiyon hazırlamamızı istediler. Çizimlerimizi yaptık hazırladık ve şu an üretim aşamasındayız. 22-25 Mart tarihleri arasında CNR Expo da düzenlenen İstanbul Jewellery Show ‘da “NAZRA for ASSOS” koleksiyonunu sergileyeceğiz ve gerçekten çok heyecanlıyız. Bunun haricinde erkek koleksiyonu istekleri geliyor devamlı. Bir yandan erkek koleksiyonu çalışmalarımız devam ediyor. Bir yandan anneler günü için ufak bir koleksiyon hazırlığındayız. Lilabella.com sitesi için 7 parçalık bileklik serisi hazırladık. Çok yakında sitede görebileceksiniz. Yaz sezonu ürünleri için de renklerimizi modellerimizi aşağı yukarı belirledik. Anneler günüyle beraber yeni yaz sezonu ürünlerimizi çıkarmaya başlayacağız. Bunların haricinde yurtdışında görüştüğümüz bazı kontaklar var. Yaza kadar yetişir mi bilemiyoruz ama sonbahar sezonunda yurtdışında da ürünlerimize ulaşılabilecek.


Styleboom: Son olarak Nazra'yı nerelerde bulabiliyoruz?
Aslınaz ve Nadin: Mağaza olarak İstinye Park ve Akmerkez Beymen Blender’larda satılıyor. Mart ortasından itibaren pırlantalı ürünlerimizle beraber tüm koleksiyonumuza Midnight Express Nişantaşı mağazasından da ulaşabileceksiniz. Online satış için de
Gimora.com;Lidyana.com;Stilimo.com sitelerinden ürünlerimize ulaşabilirsiniz.

Fotoğraf: SİNEM YAZICI

TEŞEKKÜRLER
M.A.C 
Devamını oku ...

KOLEKSİYON | ZEYNEP TOSUN'un Savaşçısı


Yukarıda gördüğünüz kareye iyice, dikkatlice bakın sevgili Styleboomerlar.... Her bir detaya. Yakadaki ve göğsün üstünde bir kıvrım yaratarak tutunmuş metal fildişi biçimli iğneye, boyundaki metal tasmaya, üst parçadaki mercan desenin şifon iç gömlekte nasıl belli belirsiz sürdüğüne... İşte benim için heyecan uyandıran tasarım anlayışı bu, mükemmel kalitede ışıl ışıl kumaş, kusursuz dikişle, ve hepsi giyilebilir ama bambaşka bir solukla, tasarımcısına özel bir çizgiyle birbirine kenetlenmiş gibi. Detaylardaki incelik, bütündeki mükemmellik. Gözün gördüğü her bir noktanın tasarımcı tarafından bütünüyle tasarlanmışlığı. O yüzden ZEYNEP TOSUN bence bu ülkenin yurtdışında çok konuşulacak, moda yaratacak, tasarımları büyüleyecek nadidelerinden biri. Hatta eşşizlerden biri olacağına inanıyorum.

Londra'da yapmam gereken pek çok şeyi yapamadım, şehri keşfetme telaşı, her şeyden uzaklaşmanın verdiği o havarilik, boşvermişlik... Ama yeri hakkında en ufak bir fikrim olmasa dahi ZEYNEP TOSUN'un yanında olacağımı biliyordum, çünkü bana hep heyecan verdi, çünkü koleksiyonlarını yurtdışında sunma kararı, tüm finansal zorluklarına, maddi manevi ağırlıklarına rağmen çok desteklediğim bir karardı. Bugün biten moda haftamızın ardından bu kareler gösteriyor ki en doğru kararı verdi. Yukarıda gördüğünüz pleksi sertliğinde zırh gibi bir rugan deri üst, devasa boyutlarda bir sırt çantası, ilginç örgüden askılar ve metal aksam aksesuardan oluşan bu parça ile defileyi açtığında kalabalığın nasıl büyülendiğine Maritsa ile birlikte şahit olduk. Herkes odaklandı.


Alarm veren hit trendleri çok iyi çalışmıştı Zeynep, mesela peplum. Ama hayalgücü bu trendlere cazibe katmış, sıradanlıktan çıkarmış. Dikdörtgen formlu bel çantaları çok hoşuma gitti. Futuristik ve tribalin enfes karışımından oluşan koleksiyonda, yer yer mercan desenleri, yer yer nakışa benzer floral desenler sanki doğayı hem etnik hem gelecekte bir araya getirmiş gibiydi. 


Her bir parçada yakından bakınca bir tasarım hali görmek mümkündü, en basitinden iç gömleklerin manşetleri bile metal dişlerle süslenmişti. Yanık turuncular, kiremit, lacivert, beyaz, krem, bordo ve siyah renkler göz alıcı tonlardaydı.


Geçen sezonda çok ilham aldığı yerli kültürlerden yine etkilenmiş Zeynep. Üst üste giyilen gömlek, ceket, şal/hırka kombinasyonlarında yakalardaki detaylar parçaların birbiri içinden geçtiği labientler gibiydi. Layering hiç bu kadar muntazam olmamıştır:)


Yukarıdaki parçanın yaka detayı muazzam.


Kuzeylilere özgü sert makyaj, yine soğuğa inat üst üste giydirilen yumuşak parçalar, zırh gibi koruyan deri üstler ama bir yandan uzaklara ait çiçek desenler. Ve en romantik parçalarda bile savaşçı bir tasma.


Detaylar...
Ceketler bildiğimiz ceketler gibi değil, kollar pencereli, yakalar sırta doğru dönüyor, içinden eklentiler geçiyor. İpek şifon gömlekler metal dişlerden iğnelerle ve değişik bir örgü tekniği ile örülmüş klapalarla farklılaşıyor. Etekler derin yırtmaçlarla iç eteklerin, iç pantolonların kontrast renk ve desenlerini dışa vuruyor.


ZEYNEP TOSUN'un kapanışı büyük alkış aldı ve en objektif şekilde söyleyebilirim ki karma defilede çıktığı diğer yabancı tasarımcılara büyük fark attı, üç beş gömlek üstün, dört dörtlük, kusursuz bir koleksiyondu.

Saç ve makyaj İskandinav savaşçılarla uzakdoğunun samuraylarının karışımı gibiydi. Kahverengi saçlı modellere bile sapsarı eklentiler takılmış, daha da farkedilir, daha da sert olmuştu.


Yorgun, bitik, defileyi kaçıracağından emin kayıp bir Boom olarak yine de çok keyifliydim, insan gururlanıyor çok, hele bir de arkadaşlıktı, milliyetçilikti bir kenara bakıp hakikaten muhteşem bir işi gördüğünde daha da keyifleniyor:) Çok tebrikler ZEYNEP TOSUN çoook ♥

Koleksiyonun podyum görsellerine şu siteden ulaşabilirsiniz. TIK!
Devamını oku ...

IFW | Karma1 Defilesi Nasıl Hazırlandı, Neler Yaşandı



IFW videolarımıza ikinci günün en hareketli defilelerinden biri olan Karma1 ile devam edelim miii:) Karma 1'de sırasıyla Nihan Peker, Tuba Benian ve Beste Gürel podyumdaydı. Nihan Peker beyaz, nötral ve siyah ağırlıklı çok zarif ve çok güzel bir koleksiyon çıkarmıştı, Nihan Peker'in parçalarını çok beğenmekle birlikte midi etek boyunu yanlış buldum, daha kısa ya da uzun olmalıydı diye düşünüyorum. Tuba Benian, keskin ve kesikli çizgisini kullandığı parçalarda başarılı idi ama özellikle dantelin ağırlıklı kulanıldığı, hele Viktoryan yaka ile teatral bir parça çıkardığı bölümde çok sıradandı, artık isim yapmış pek çokları arasında bence onu ayrıştıran çizgisini koruyup geliştirmezse maalesef öne çıkamaz diye düşünüyorum. Beste Gürel defilesi çok amatör bir video ile başladı, bence podyum işin şov kısmı ve o şov çok profesyonel çok hayranlık uyandırıcı olmalı, bu yoksa o zaman içinde çok güzel parçalar barındıran dümdüz bir defile kafi. Gürel'in pastel renk yelpazesini çok sevdim özellikle somon pembe nil yeşili ve limonküfü tonları ama şifon çiçekli kumaşlarla çıkan parçaların hakikaten o podyumda olmaması gerekirdi, hele de açılışta. Defilenin ikinci kısmı diyebileceğim kısım Beste Gürel'in çok güzel tasarımlarını sundu, elbiseler ve dış giyimdeki struktür, dikişlerin düzgünlüğü, seksi ve şehirli bir kadının hem gündüz hem gece rahatlıkla giyebileceği ama bir yandan tasarım çizgisini muhafaza edebileceği parçalar vardı.
Devamını oku ...

RED CARPET | Oscar Ödülleri 2012 ve Oscar Partileri

 

Londra uçağından iner inmez Oscar başına mı geçilirmiş sevgili Boomerlar,  geçiliyormuş:) Ama bu defa töreni ve kırmızı halı geçişini izleyemediğim için fotoğraflar üzerinden yorum yapacağım, kısacası fotoğraflar yanıltmış olursa beni "ben masumum" demek isterim:)  Oscar içimi açmadı doğrusu, ama gördük ki kırmızı halıda beyaz ağırlığını iyice hissettirdi, bunun geldiğii görmüştük:) Açık omuzlar ve uzun kuyruklar Oscar kırmızı halısının trendi oldu diyebiliriz. Ayrıca ünlülerde eski Hollywood ışıltsına bir hasret de sezmedik değil. İşe yine benim beşlimle başlamak isterim:) Gerçi bi kare as zar zor çıkar!

Nicedir Penelope Cruz'u böyle zarif, böyle güzel görmemiştim, özellikle doğumdan sonra "hala taş gibiyim" abartılı dekolteleri, "hala kanı kaynayan o İspanyolum" fırfırlarından sonra kendisini şımartmak isterim. Organza GIORGIO ARMANI elbisesi ve Chopard mücevherleri, ama en çok saç ve makyajı ile mükemmel.


Shailene Woodley, pek çokları tarafından "bu da nesi babaanneye bağlamış" gibi ultra klişe bir eleştiri ile karşılabilir, oysa mükemmel bir seçim olan VALENTINO Couture elbisesinin detaylarındaki güzelliğe bakın. Düğmeler, gövdedeki işçilik, kusursuz dikiş ve bishop kollar ile çok soylu, çok ortaçağ asaleti olmuş. Çok beğendim!


Natalie Portman'ın bu defa yüzünde güller açıyor, dahası belli ki DIOR ile buzları eritmiş. John Galliano'nun kariyerini mahveden videodan sonra tasarımcı hakkında çok ağır konuşan, DIOR'a da sert eleştirler yollayan Portman o zamandan beri ilk kez bir DIOR içinde ama mesajına sadık zira kendisi taa 1954'den vintage bir CHRISTIAN DIOR seçmiş Galliano'nun DIOR'undan değil. Kırmızı üzerinde puantiyeleri ve drapeli göğüs kısmıyla pek şeker. Gerdanlık ise V değil de sanıyorum yuvarlak olsaydı ve hatta taşları da yuvarlak kesim seçilseydi daha yerinde olurdu diye düşünüyorum.


Oldum olası Gywenth Paltrow'dan pek hazzetmem, o da bana karşı pek sıcak davrandı diyemem.p Glee de olmasa bir gün olsun Paltrow'u seyrederken keyif almış olmayacaktım:) Amaa yiğidi öldürüyor hakkını veriyorum, kırmızı halının en ama en iyi seçimlerinden biri Paltrow'un TOM FORD'u olmuş bence. Heykel gbi bir kesim, muhteşem omuzlara sahip bir pelerin, kelepçeler, saç ve makyaj harika!


Stacey Keibler, George Clooney'ye öyle bir yapışmış ki şöyle tek başına elbisenin detaylarına inen bir fotoğraf bulamadım! Hanımlar gözlerinizi Georgie'den alabilir, Stacey'nin makus talihinin de Elizabeth Canalis gibi olacağı gerçeğini bir köşeye koyabilirseniz saf altın MARCHESA'nın güzelliğine dikkatinizi çekmek isterim! Sadece drape oyunları ile aldığı muazzam forma hayran kaldım, ve bu elbiseyi Marchesa Sonbahar 2012 defilesini bulup bir de podyumda görün derim.


Kare asımızı tamamladıktan sonra gecenin rengi "beyaz"larla devam edelim:)

Rooney Mara "The Girl With the Dragon Tattoo" filmindeki rolü teklif edilmese ne yaparmış bilemedim! Mara'nın içindeki saklı kadın ortaya çıktı, sert, cool, güzel, farklı şık. Mara, kırmızı halıda sadece siyah ve beyazlarla, bir yandan romantikleşen ama bir yandan çok keskin futurustik oyunlar barındıran kostümlerle hep bizi mest etti. Bu defa hep çok güzel taşıdığı isimlerden  GIVENY Couture seçmişti. Elbisenin göğüs ve kalça kısmındaki detaylara dikkat. Mara yine çantasız ve aksesuarsız, yani yine eksik o ayrı.


Eskiden kırmızı halıda Cameron Diaz varsa yeter derdim, benim kırmızı halıda efsaneleşen 4 kadınımdan biriydi. Heyhaaat uzun süre ara verince eski performansını tamamen yitirmiş:(  Beyaz GUCCI Premiere elbisenin etek ucundaki şeftali ve gümüş tonlu payetler çok hoşken aralara o fırfırlar ne diye sokuşturulmuş anlamadım, onları Barbaros Şansal gibi makası elime alıp çata çuta sökesim geldi. Çok başarısız nokta.


Yine "neremi dekoltelesem kararsızım iyisi mi hepsini biraz biraz açayım" sorunsalı ile bir seçim yaptığı belli olan Jennifer Lopez. Ama şahane görünüyor. Tanrı kadını yaratmış! Gümüşi beyaz ZUHAIR MURAD elbisenin transparan ve payet birlikteliğinden oluşan çizgilerinin belde drapeyle toplanıp kalça ve omuzlarda genişleyerek açılması hali hazırda kum saati olan JLo'yu iyice ışıldayan bir kum saati yapmış. Küçük göğüs büyük toto sahibi hanımlar için örnek bir model.


Asil kan kırmızı halıya alıştı sanki, yavaş yavaş "geçiyorduk uğradık"çı kırmızı halı ziyaretleri belki daha da sıklaşır kimbilir:) Cambridge Düşesi Kate'den sonra bu defa kırmızı halıda Monaco prensesi Charlene'i görüyoruz. Geçen sezon çok beğenilen kırmızı Dolce&Gabbana elbisenin benzeri bir beyaz elbise seçmiş prenses, ama tasarımcısını bulamadım. Elbisenin boyun ve göğüs arasındaki kesintisi çok geniş omuzlarını daha dar göstermiş bravo ve fakat göğüs bel arasındaki aşırı döküm zaten uzun olan gövdesini ve haliyle kollarını daha da öne çıkarmış. Küpelerini ise hiç beğenmedim.


Kimse Milla Jovovich'e karşı objektif olmamı beklemesin, evet kendisine tapıyorum hem de taa ikinci Mavi Göl'den bu yana:) Ve bence beyaz ELIE SAAB elbisesi içinde muhteşem!


Octavia Spencer oyunculuğu kadar her kırmızı halıda kendini bir kademe daha geliştirerek beni kendine hayran bırakıyor! Yine TADASHI SHOJI içinde gördüğümüz Spencer, kilolu bir kadın olarak beyaz gibi bir rengi nasıl da muhteşem taşımış. Bu elbisenin modeli kesilip defter kitap aralarında saklanmalı! Kalça ve göğüsler sımsıkı toplanmış, bel ince gösterilmiş, renkten korkulmamış! 


Siyah-beyaz ile devam edip siyahlara geçelim mi? Sandra Bullock MACHESA imzalı yine epey emekli bir elbise içinde. Elbise çok güzel ama bence hiç Sandra Bullock tarzı değil. Özellikle omuzlar ve sırt muhteşem. Bu elbiseyi gerçekten de esas kızın yani Georgina Chapman'ın üzerinde görmek isterdim.


İkidir yüzümüzü fena halde güldüren Angelina Jolie'nin Oscar'da es alacağını tahmin etmiştim:) Siyah bir Versace'den ise %10000 emindim. Nitekim öyle oldu. Siyah kadife, ve pek tabii derin yırtmaçlı ve elbette kat oyunlarıyla hacimlendirilmiş ATELIER VERSACE içinde Angelina Jolie her zamanki gibi: tanrısal bir güzellik. Kıyafet sıkıcı, ilgiçtir Angie bu defa fazlasıyla güleç:) Ama gitgide zayıflayan Angie bir dericik bir kemikcik kalmış bacağını göstermek için neden bu kadar zorlamış anlayamadım, tüm fotolarda böyle:)Tom Raider yuvarlaklığındaki Angiemi geri istiyorum!


Damages'da içimi şişirmelere doyamayan Rose Bryne siyah ve tamamı payetli bir VIVIENNE WESTWOOD giymiş. Artık bu payet işinden ben çok sıkıldığım ve ennn iyisini bir kez Evan Rachel Wood en alasından giyip taşıdığı için hızlı geçeyim. Elbise haliyle güzel ama Bryne gibi zayıf göğüslü biri için çok doğru olmuş mu bilemedim. Payetlerin ağırlığı ve modelin gövdedeki düz kesimi kalçadaki drapelerle birleşince üst kısmı daha zayıf daha ezik göstermiş sanki. Küpeler çok değişik, çok hoş!


Bir ALEXANDER McQUEEN şaheseri de ancak bu kadar alelade giyilebilirdi. Hep söylüyorum Jessica Chastain'de aslında ışık var ama önce kendini bir rahat bırakması lazım. Bu kadar gösterişli bir elbisede saçları bu şekilde bırakarak bir elf prensesi gibi olabilirdi Jessica evet, ama tütülerin içinden uzanıp bakan bir kız gibi gülmemesi, bu elbisenin ruhuna bürünmesi şart, ya da ruhuna uyan bir şey giymesi. Bu elbise böyle bohem giyilecekse bir ortaçağ savaş kraliçesi oldun demektir, o zaman kolunda belki bir kelepçe ya da siyah bir elmas olmalıydı belki de. McQueen o kocaman altın muştalı ya da kurukafalı clutchları boşuna yapmıyor, biraz karanlık bir ruh biraz asil bir soğukluk eklemen şart ALEXANDER McQUEEN'den bir şaheser seçtiysen...


Her şey de bir arada olmuyor napalım. Misal Meryl Streep... Dünyada onun kadar iyi kaç aktris var? Her rolünün içine girilip o olunur mu, bu kadar muazzamlaşılır mı? Sadece Sophie's Choice yetmez mi mesela, insan nasıl hep o kadar iyi oynar, hep? İşte giyinmek konusunda da bir o kadar felaket:) Olsun! Hiç mi hiç önemli değil Meryl Streep, sen oyna yeter.  Yine de önceki pek çok seçimlerine kıyasla bu LANVIN içinde Meryl Streep oldukça başarılı.


Zekasına hayran olduğum Tina Fey, kırmızı halıda hep istikrarsız, bazen mükemmel bazen yerlerde. Lacivert CAROLINA HERRERA  seçimi ile sezonun en hit trendini selamlamış: peplum! Kocaman bir bravo:) Klasik ve hoş.


Ben de diyorum ZAC POSEN nerede kaldı? Glenn Close'daymış:) Close kendisi için mükemmel bir renk seçmiş, çok tafta çok şık bir tuvalete artık imzası gibi olan bir ceket eklemeyi unutmamış. Sanırım elbisenin kuyruğu olmaa o ceketle çok daha mükemmel olacaktı.


Sanırım gecenin en güzel elbiselerinden birini yine Emma Stone seçmiş: bir GIAMBATISTA VALLI couture! Ama yine de Stone'a sormak isterim, VALLI couture giyecek kadar mükemmelsin peki neden o muhteşem koleksiyondan bu parçayı seçtin? Ahh o koleksiyonda neler vardı neler! O yüzden küstüm ilk beşe almadım:) Yine de Stone o kocaman fiyongu taşıyabilecek, bu renkle en güzel görünebilecek isimlerden biri. Tebrik tebrik tebrik!


Eveet, gecenin en soru işaretli elbisesine gelelim:) Bir bakıyorum ı-ıh olmamış diyorum bir bakıyorum pek hoşuma gidiyor, elbise sanki her fotoğrafta farklı. Yine de Michelle Williams'ın yılladan sonra renklenmesi çook hoşuma gidiyor(ki bence bunu Jason Wu'ya borçluyuz). Williams kırmızı ya da mercan LOUIS VUITTON elbisesi içinde sizce nasıl? Elbisenin rengi, minik pırlanta fiyongu, peplum gövdesi hoşuma gitti. Ama bence peplum boyu daha kısa ve daha volümlü, etek ise daha az fırfırlı ve gövdedeki enle uyumlu olmalıydı. Hem renk hem karmaşa olunca gözü yormuş. Peplum var, orda ayrı fırfır var, etek kısmında ayrı telden fırfırlar var, elbisenin upuzun kuyruğu var, göğüs kısmında bir sürü alengiri var, fiyongu var, somon rengi clutchı var. Fazlası fazla.

 
Bir her yerinden bir şey fışkırıyorsu elbise daha.  Violet Davis'in bu VERA WANG elbisesinin ne rengi, ne modeli, ne biçimi güzel değil net.


Pastellerle devam ediyorum:) The Artist'in oyuncularından Berenice Bejo, nil yeşili, kristal, dantel ve şifon karışımı klasik ve bir o kadar enfes bir ELIE SAAB seçmiş. Bejo'nun tenine ve kızıl saçlarına çok uygun bir seçim üstelik,, o hep tercih edilen Elie Saab pudrası değil, oh ne güzel!


Kate Mara, American Horror Story'deki rolünden farksız, ölmüş de dirilmiş gibi sanki! Bir ruhsuz bir renksiz bir olmamış. Elbise güzel, renk güzel ama ikisi de ona göre değil, öncelikle zaten çok düşük omuzlarına bir de aşağı doğru verev bir düşük omuz elbise giymek o omuzları yerlere çekmek demek, nitekim öyle de olmuş.


Sarah Hydland da bir ALBERTA FERRETTI mağduru olmuş. Model hoş, yaşının çok üstünde değil ama renk? İçindeki tüm gençliği emmiş gibi, hiç beğenmedim:( Makyajı ise çook güzel, hatta bundan harika bir mezuniyet makyajı olur :) 

Kirsten Wiig daha sıkıcı olamazdın. Poff . Elbise J.MENDEL


Melissa McCathy inanılmaz yanlış bir seçim yapmış. MARINA RINALDI imzalı elbise ile göğüsler iki üç cup daha büyük, kollar daha kısa, boyun daha tıknaz görünmüş. Bunlara çok dikkat etmek gerek!

Doğrusu ünlüler ELTON JOHN ve VANITY FAIR'i daha çok seviyor gibi, zira Oscar sonrası bu iki büyük partide çok daha fazla  şık, çok daha arzu nesnesi elbise vardı:)

ELTON JOHN OSCAR PARTİSİ 


Nina Dobrev muhteşem  bir J.MENDEL seçmiş. Gecenin en parlak renklerinden biri Heidi Klum'un mini VERSACE'si. Gencecik yaştaki Miley Cyrus, ROBERTO CAVALLI'si ile 40lı yıllara gönderme yapayım derken 40lı yaşlarına gönderme yapmış. O yıllar da gelecek Miley'ciğim o zaman da gençleşmek için botoks randevularına mı gideceksin?


Dita von Teese pudra rengi, gümüş detaylı JENNY PACKHAM içinde mükemmel. Brooklyn Decker VALENTINO seçmiş. Anna Paquin hep giydiği elbiseyi giymiş galiba!


Yıllardan bir yıl Vanity Fair partisine kıpkırmızı yarı transparan bir Zuhair Murad giymişti Katy Perry, işte ondan sonra bi daha hiç öyle olmadı:) Bu defa seçimi BLUMARINE, bu aralar kendisi de blue zaten:) Kim Kardashian (gözlerinizi bir kaç defa oavalayıp bakın hanımlar) hiç bir etini budunu saçmamış, aksine kapatmış ve inanılmaz şık, inanılmaz güzel olmuş.Hayretler içindeyim, jetlag mi oldum yoksa yolculuk sırasında vuran vertigom yüzünden dönen başımdan mıdır nedir diye düşünmekteyim. Karolina Kurkova pırıl pırıl bir tulum seçmiş.


Herrera'nın yeni gözdesi Diana Agron partide çiçek çoçukvari bir CAROLINA HERRERA içinde bence biraz yanlış yönlendirme kurbanı olmuş. Bir yaz partisi için ise mükemmel bir seçim. Alessandro Ambrosia yeni bebeciğini bekliyor:) Sarah Hydland kırmızı halıda olduğundan çok daha iyi!

VANITY FAIR OSCAR PARTİSİ


Vanity Fair partisinde ise Olivia Wilde siyah bir GUCCI, Amy Adams ise herkesin bir kez olsun giyip çıkardığı VIVIENNE WESTWOOD'un gümüşünü giymişlerdi. Claire Danes VALENTINO da olsa saçmalamış.


Sofia Vergara bende bu kıvrımlar varken gerisi hikaye dercesine ROBERTO CAVALLI giymiş. Sofia Coppola da tulum tercih edenlerden. Ve Jane Fonda bildiğimiz gibi: muhteşem! Kimden giymiş bilin! Dilek Hanif:)


Jennifer Lopez VANITY FAIR partisinde de ışıltısından ve havasından bir şey kaybetmedi, hatta bu görünümünü daha çok beğendim. Mükemmel mürdüm rengi ile tamamı payet işlemeli, derin V yaka elbisesi yine ZUHAIR MURAD. Zoe Saldana bir zamanlar beni çok heyecanlandırıyordu ama uzun zamandır maalesef. Katie Holmes inanılmaz ama şık: ELIE SAAB giyince bunu garantilemek mümkün:)

 Sanırım en sevdiğim elbise VANITY FAIR'den çıkacak derken haklıymışım:) Lily Collins Altın Küre'nin en sıkıcı elbiselerine imza atan MONIQUE L'HUILLIER'den enfes bir elbise giymiş! Victoria Beckham tabii ki kendi tasarımı içinde. Elizabeth Olsen de her zamanki stilini koruyarak bu defa CHRISTIAN DIOR giymiş.

 Tanrıçalarla bitirelim... Diane Kruger kırmızı, çok seksi, çok şık bir JASON WU içinde, ve January Jones 20lerin şıklığını WES GORDON elbisesi ile bugüne getirmiş. İkisini de çook beğendim:)

[Görseller: just jared, zimbio]
Devamını oku ...