BOOM'STYLE | Kremşanti:)



Her başım sıkıştığında bir adet Roma'da ne giydim postu:p Ama onlar da bitti bitiyooor:) Detaylar tabii ki BOOM'STYLE'da...
Devamını oku ...

TREND RAPORU | Kutu Kutu Pense Çantaya Dönsee


Bu yaz başlayan, şu an inanılmaz moda olan ve son moda haftalarından gördüğümüz üzere önümüzdeki yaz sezonunu da garantileyen kutumsu çantalardan edinmek için daha ne duruyoruuz:)



Görünümünüze biraz şekil, biraz form, dertsiz başınıza bir de "bu çantaya sığamıyorum kiii" derdi açacak bu çantaların karesi, dörtgeni, kahvesi, limonu her çeşidi inanılmaz trendy!


Favorilerim bu sezon her bir parçası için ayılıp bayıldığım The Row'un ve Alexander Wang'in boxy bagleri. Mudo, Asos çanta koleksiyonu ve Fashion by Pride "Boxy" serisi ise şunu da alayım, şunu da alayım, şunu da şunu da diyeceğiniz modellerle dolu:)

60lardan kopup gelen ultra feminen trendle hayatımıza giren bu çantalar şimdi sadece feminen figürleri süslemiyor üstelik. Jean ve ekose gömleğe kolejli bir şıklık, bol ve uzun bir elbiseye biraz struktür katıyor. Bence ya kahve tonları ya da en güzeli mücevher renklerinde olanlarını seçin:)


En high-end markadan en zincir mağazaya kadar hemen hepsinin raflarında yerini alan kutu çantalar uzun zamandır Alice'in tavşan deliğinden düşüp kaybolduğu gibi içinde kaybolduğumuz devasa ve bohçamsı çantalara şık bir elvada demek için birebir.

Evet sığması biraz zor olabilir ama bir yandan da sevgilinizin sizi bir yedek depo gibi kullanmasına son verebilir:) Ne dersiniz?
-"Hayır bayım bu çantada ikimize yer yok! Derhal dışarı:!" :p


Tuttuğu altın olan Olsen kardeşlerin de bir bildiği yoksa, hiçbirimizin yok demektir değil mi;)

[Görseller: polyvore, style,zimbio]
Devamını oku ...

MODA ve SANAT | My Week With Marilyn




Uzun zamanır heyecanla beklediğim "My Week With Marilyn" filminin fragmanını paylaşmak istedim. Bir ara Scarlett Johansson bu rolü alacak diye ödüm kopuyordu ama bir efsanenin hem de ilk defa böylesine kanlı canlı canlandırılacağı bir filmin hakkını verecek mükemmel bir isimde Michelle Williams'da karar kılınmıştı. Doğrusu VOGUE çekimlerinde her zerresiyle Marilyn'le bütünleşmiş olduğunu gördüğümüz Williams fragmandan da izliyoruz ki çok isabetli bir kararmış. İşte Marilyn...



[Görseller: vogue, rarepics]
Devamını oku ...

CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN



Hiç bir şey, ama ne olursa olsun hiç bir şey, Cumhuriyetimizi; kısacası bugünümüze, şu anımıza, sahip olduklarımıza bizi kavuşturan Cumhuriyetimizi kutlamamıza, anmamıza, hatırlamamıza engel olamaz! Bugün her dertte ve tasada "bir" olmamızı sağlayan Cumhuriyet uğruna akan kanlara ve canlara layık olmak için boynumuzu bükmüyor, kimsenin iznini beklemiyor, kortejimizi, törenimizi, şerefimizi "iptal" etmiyor, bayramımızı şerefle kutluyoruz! Bugün okullarda Cumhuriyetini kutlaması engellenen çocukların Cumhuriyet gibi şerefli, güzel anneleri elbet onlara bugünü bayram gibi yaşatacaktır. Bayram da Cumhuriyet de bu milletin.
ONURLU BAYRAMIMIZ KUTLU MUTLU OLSUN.
Devamını oku ...

Styleboom 2. Sosyal Medya Ödülleri'nde

Bu sene ikincisi düzenlenen SOSYAL MEDYA ÖDÜLLERİ'nde "Bireysel Kategori"de STYLEBOOM da aday seçilmiş:) Çok güzel isimlerle bir aradayım pek keyiflendim. Bu sıkıntılı zamanlarda belki çok da yeri değil ama desteklerinizi beklerim sevgili Styleboomerlar. Oylama 30 Kasım'da sona eriyormuuş ve buraya tıklayarak oy verilebiliyormuş. Bu adaylığı bana verdiğiniz için çok ama çok teşekkürler ♥


Devamını oku ...

STYLISH | Sayılarla Stil

Tam Roma yolculuğum öncesindeydi, artık Türkiye'de de yayınlanacak olan People Style Watch dergisinin ilk sayısı için benden "Sayılarla İpuçları" hazırlamama olanak sağlayan bir teklif gelmişti. Sonrasında ben işlere düştüm, bunu tamamen unutum, yayınlanıp yayınlanmadığından bile haberim yok o derece:) O zaman burada bari paylaşayım dedim. İşte her ne kadar genellemelerden hiç hoşlanmasam da en genel şekilde SAYILARLA Styleboom ipuçları:)



HER KADININ GARDROBUNDA BULUNMASI GEREKEN 4 PARÇA:

  • Küçük Siyah Elbise: Her mevsime, her saate, her evente sadece aksesuarları, ayakkabı ve çantayı değiştirerek uydurabileceğiniz bir olmazsa olmaz. Vücut tipinize uygun, tam üzerinize göre bir küçük siyah elbise ile zarif, feminen, seksi, rahat, kısacası nasıl olmak isterseniz o olmanız çok kolay.
  • Üç Silahşörler: Koyu renkli jean pantolon, beyaz gömlek ve blazer. Bu 3lü bir arada yine aksesuarlar yardımıyla pek çok şekilde hayat kurtaracaktır. Ten, göz ve saç renginize uygun tonda bir blazer edinin ve eşarplar, altın aksesuarlar, yüksek topuklar ya da oxfordlarda kolayca “casual chic” olun.
  • Yüksek Topuklar: Ayağınızı kavrayan mümkünse siyah, kırmızı, bordo ya da pudra tonlu klasik bir yüksek ökçe her şeyden önce “gardrobunuzun DNAsının temsilcisidir. Ve yine etek, elbise, jean ne olursa hepsiyle rahatlıkla kombinlenebilir.
  • Aksesuar: Belki küpe, belki bilezik, hatta belki karakterinizi anlatan bir saat.. . Kemer ya da eşarp. Ama mutlaka biraz ışıltı ve detay. Unutmayın şeytan ayrıntıda gizlidir ve ufacık bir detayla bile herkesten farklı olmak hem zahmetsiz hem sizin elinizde

3 SÜPER KOLAY DIY ÖNERİSİ:
  • Friendship Bileziği: İnternette sayısız video ve fotoğraflı anlatımını bulup, renkli iplerle kolayca örebileceğiniz bir “friendship barecelet” senenin en trendy parçalarından biri. Üstelik sakın ismine aldanmayın, yoo sadece genç kızlar için değil, moda haftaları boyunca gördük ki, moda elitleri değerli elmas bileziklerden, ultralüks saatlere kadar pek çoklarıyla üst üste taktı bu örme bilezikleri. Deneyin!
  • TakıLIp Çıkarılabilir Yaka: Bu sezon bebe yaka altın çağını yaşıyor, dahası yakalar özgür,istediğiniz zaman takın, dilediğiniz zaman çıkarın! Eski ve giyilmeyen gömleklerinizin yakalarını keserak çıkartabilir, kumaş boyalarıyla neon renklerde boyayabilir, fisto ve dantellerle süsleyebilirsiniz.
  • Sim: Miu Miu’nun 1940lardan kopup gelen şahane Sonbahar koleksiyonunda en dikkat çeken parça simli ayakkabılardı. Çok rahatlıkla bulabileceğiniz toz simlerden gönlünüze göre bir renk edinip yapıştırıcı ile karıştırarak siz de ayakkabı hatta çantalarınızı biraz sime bulayabilirsiniz.

SEZONUN 5 OLMAZSA OLMAZI:
  • Puantiye: Geçen sezon podyuma iddialı bir dönüş yapan puantiye kışın 60larla işbirliği yaparak iyice devleşti. Bu zeon puantiye bir parça mutlaka edinin!
  • Bebe Yaka: İster gömlek, ister hırka ve kazaklarınızda bebe yaka ile romantizmi yakalayın. Sezonun derin renklerinden hardal, petrol mavisi, su yeşili aklınızda olsun.
  • (Sahte) Kürk Etol: Bu sezon tüm ihtişamıyla dönen 1940ların güzide parçası kürk etollerin gerçeğinden bİle güzel sahtelerinden birini mutlaka edini. Paltonuzun, hırkanızın, etek-ceket ya da etek-pantolon takımınızın üstüne, omzunuza atıp ince bir kemerle sıkıştırıp o eski Hollywood glami yakalayın.
  • Bir Tutam Dantel: Geçen sezonun kraliçesi dantel bu sezon sadece yumuşak dokunuşlarda yerini aldı, kazaklarda, elbiselerde dantel yamalar ve paneller üstelik kendi kendinize modifiyeler de yapabileceğiniz zarif ve farklı bir trend.
  • Zaman Yolculuğu: 40’lar, 60’lar ya da 70’ler... Zamanda yolculuk yapın, stilinizle özdeşleşen bir dönem mutlaka bulacaksınız. Volanlı kloş, ince belli eteklerle 60lardan; geniş paça pantolon ve fularlı gömleklerle 70lerden; ya da peplum ceketler ve kürk etollerle süslenmiş omuzlarla 40lardan dem vurun

3 KİŞİSEL STİL İPUCU:
  • Vücudunuzu bir matematik problemine bakar gibi bakarak tanıyın, proporsiyonlarınızı, vücüt tipinizi,avantajlı bölgelerinizi ve problemli bölgelerinizi belirleyin. Size uygun modelleri seçerken alt ve üst proporsiyonu hizalayacak, avantajlı bölgelerinize dikkat çekip, problemli bölgelerinizi kapatacak ya da dikkatten kaçıracak şekilde seçin. Doğal saç, ten ve göz renginizi baz alarak renklerinizi belirleyin.
  • Her trende kucak açmayın, onlarcası sizin için biçilmiş kaftanken, size uygun olmayanların peşinden koşmayın. Nasılsa moda gelip geçici. Moda kurbanı olmayın, modayı kendinize kurban edin!
  • Aksesuar kullanımınızı ve ufkunuzu genişletin. Tıpatıp aynı 2 elbise 2 farklı kolye ya da çanta ile nasıl bambaşkalaşabiliyor deneyin. Bütün detaylarda farklı ve özgünse güzeldir, bu etayları aksesaurlarla inşa edin.
Bunlar tabii ki benim şahsi ipuçlarım/fikirlerim, Styleboomrlarınkini de merak etmiyor değiliim:)

[Görseller: polyvore]
Devamını oku ...

KİTAP | 25 İkonik Kadından Vintage Stili

Biliyorsunuz "vintage" kelimesi ile epey haşır neşiriz son yıllarda, Vintage nedirden, nasıl seçilire kısımlarına yeni yeni girmeye, vintage butiklerini yeni yeni öğrenmeye başladık. Tabii bir de "vintage"a asla diyenlerimiz var, olabilir:) Ama şu da bir gerçek vintage artık sadece değerli bir ikinci eli değil bir "stili" de tanımlayan bir sıfat haline dönüştü.

Bu postun konusu ise bambaşka, "vintage style" konulu bir kitap:)

Vintage Style: 25 Iconic Fashion Looks and How to Get Them isimli kitap Amazon'da satışta. Kitap aslında günümüzün bir alışkalığını, dergilerin, blogların, insanların ünlülerin giyimini/stilini taklit ederek giyinme alışkalığını, yıllar öncesinin ünlüleri için nasıl uygulayabileceğimizi anlatıyor! Kısacası eskilerin ünlü yıldızlarının stilini uygulama rehberi gibi.

25 ikonik kadının giyiminden makyajına, saçına kısacası genel stiline nasıl kavuşabilirsiniz kilit bilgiler, ipuçları, renk skalaları hatta bu kadınların stillerinin günümüzde editoryallerle nasıl replike edildiğini gösteren örneklerle.



Brigitte Bardot gibi bir "Bombshell", Audrey hepburn gibi elegan, Grace Kelly gibi bir klasik yaratmak için bire bir:)


Her ünite o stilin temsilcisi ünlünün fotoğrafı ve onun günümüz benzerleriyle başlıyor ve kıyafet, aksesuar, saç, makyaj, renk, model ekseninde detaylarla devam ediyor.

Doğrusu son bir kaç sezonun hit trenleri 50ler, 60lar ve 70ler iken ve hatta şimdi yavaştan 20leri de karşılıyorken, o dönemlere stili ile damga vurmuş hatta o dönemlerin stilinin öncüsü olmuş bu isimlerden feyz almak şahane olacak!

[Kaynak:amazon]
Devamını oku ...

VAN

Tam ümidimi yitirmistim ki bir olma konusunda, bir baska felakatle hem sarsildik hem silkelendik milletce! Keşke olmasaydı ama oldu. Başta VAN ve çevresi uzun süre devam edecek büyük bir acının merkezinde.

Şimdi elimizden ne geliyorsa- bir SMS, bir kutu mama, bir şiş ve yünle örülmüş atkı ve bere- yapmanın tam zamanı. Hatta görüyoruz herkes de yapıyor ♥

Ben de buradan bilgilendireyim ve eksikler/yeni bilgiler için sizler de yorumlarınızla yönlendirebilirsiniz yardım yapmak isteyenleri.




AKUT ve Türk Kızılayı, ve hep göreve hazır Mehmetçik orada. Tüm operatörlerden faturalı hattınızla 2930'a boş SMS atarak AKUT'a; 2868'e atarak KIZILAY'a; 2582'ye atarak MEHMETÇİK VAKFI'na bağışta bulunabilirsiniz.

Türkiye'nin rockçıları yardım için toplanıyor. 30 Ekim'de Maçka Küçükçiftlk Park'ta VAN İÇİN ROCK konseri var, gelmeseniz de bilet alınabilir çünkü gelirin tamamı Van için kullanılacak.

Belediyeler iyi kalpli insanlara kapılarını açtı. Başta ŞİŞLİ BELEDİYESİ çok organize ve hızlı, ilk saatlerden bri arı gibi gönderi yapıyor. Tabii KADIKÖY, BEŞİKTAŞ, KARTAL belediyeleri de öyle. Fırsat yaratıp yardım götürün, orada özellikle gönüllü işgücüne ihtiyaç var. Giderken yardım, koli, koli bandı götürmek çok iyi olur.


PENDİK Belediyesi sadece battaniye toplayarak kargo uçağı ile ulaştırıyor, iletişim kurabilirsiniz ayrıntılar için.

Ankara'da ODTÜ ve SİYASAL, İzmir'de KONAK BLD. ve üniversiteler, İstanbul'da GALATASARAY Ünv. yardım topluyor ve organize ediyor.

Fashion by Pride önderliğinde bazı blogger ve takipçilerimiz yünleri aldı atkı ve bere örmeye başladı bile!

Yarın Nişantaşı cafe ve restoranlarının cirosunun tamamı Kızılay'a bağışlanıyor.

Kısacası herkes ama herkesin yardımı bekleniyor, kabul ediliyor, ulaştırılıyor.

Acil ihtiyaçlrı görmek ve yardım noktalarını öğrenmek için sürekli güncellenen Twitter #van hashtagini takip edebilirsiniz.

ALMANYA ve Avrupadaki Türkler ÖGER Türk Tur acentaları yardımlarınızı topluyor ve Kızılay aracılığı ile iletiyormuş!

Google KİŞİ BULUCU hizmetini Türkçe olarak hizmete sundu, bunu da bol bol paylaşalım lütfen.

Yardım yapmadan önce Kızılay ve belediyelerden acil ihtiyaç listelerini öğrenerek hazırlanmak en doğrusu sanırım.

Doğru yardımın, doğru insanlara en hızlı yolla ulaşması için bu organize olmuş ve hızlanmış hareketlere katılalım.

Deprem uzun bir süreç, yaralar kolay sarılmayacak. Biz de SORUMLU BLOG olarak bu akşam itibariyle 2 gönüllümüzle Van'dayız, ihtiyaçlar ve oradaki durum hk. yönlendirmeleri ile yardımımızı organize edecek ve pek tabii sizlerden de destek isteyeceğiz.

Oradaki sağlık ve hijyen koşullarını düşünerek çok temiz, kullanılmamış ve işe yarar ürünler yollamak çok önemli yoksa başka sıkıntılara sebebiyet vermemiz söz konusuymuş.

Daha önce başımıza gelen ve çok hazırlıksız yakalanıp çok acı çektiğimiz 99 depemini yaşayanlar özelikle belirtiyor:
MAMA, PİŞİRMEYE İHTİYAÇ DUYULMAYACAK KURU GIDA, EL FENERİ, BEBEK BEZİ VE KADIN PEDİ, BATTANİYE, POLAR, ÇORAP VE ÇAMAŞIR, YÜNLÜ GİYİM, ISITICI
asla yetmeyen ve hep gereken önemli ihtiyaçlar.

Yardımlarınızın içine minicik birer oyuncak da koyun, bir çocuk için etrafındaki gerçekten kaçmak, hayli arkadaşlarıyla hayal kurarak ısınmak sizden olsun. Olanı biteni unutturan heyecanı sizin oyuncağınız versin.

Hadi evler yıkılsa da hayaller yıkılmasın! Biri de bizden gelsin.


Devamını oku ...

Ötekiler

Kutsal bir amaç için bir araya gelenler, o biraradalığı başkalarına hakaret etmek, zulmetmek, ezmek için kullanırsa önce o kutsala ihanet etmiş olurlar.


Şu son günler yeterince üzücü değilmiş gibi, bir de beni daha da çok sorgulamaya, sorguladıkça da umudumu yitirmeye sevk etti. Yo hayır terörün bitişi, dünya barışı, silahsızlanma, yavru balıkların avlanmaması, nükleerden vageçilmesi, kadın cinayetlerinin son bulması, küçük kızların zorla evlendirilmesinin kökten çözümü konularında değil. İnsanoğlunun "ayrımcı" zihniyetinin asla son bulmayacağı hakkında, asla kendi pencereleri dışında bir pencereden bakamayacağı, yerinden kalkıp da kafasını bile uzatamayacağı konusunda. Yani her sorunun başı konusunda.

Hadi şimdi mesela hepimiz evin, ofisin, okulun penceresinden dışarıda bir şey seçip ona bakalım. Sonra bir kat aşağı inip, bir kat yukarı çıkıp yine bakalım. Eğer bilmediğimiz bir şeyse o, her katta gözümüze farklı görünecek. Onu "bilmek" için, onu anlamak için dışarı çıkıp, yanına gidip, belki dokunup, konuşmamız gerek. Ancak o zaman nereden bakarsak bakalım onu görebiliriz, belki! Mesela bir portakal ne kadar yanlış anlaşılabilir? Oysa o bile 18. kattan mandalina sanılabilir? Ve bir portakalı mandalina diye itham etmek haksızlık!

Başımıza gelen bu felaketten önce bloga bir süre bir şeyler yazamayacağımı bir postla belirtmiştim, akabinde zaten her şey toz duman bir sabaha uyandık. Bazı bloglar keder içerisinde bloglarını ortak belirledikleri bir güne kadar kararttıklarını ve yayın yapmayacaklarını duyurdular. Zarifçe benden de destek istediler, ben de aynı zarafetle bunun bir ayrım yaratacağı endişesinden bahsedip katılamayacağımı belirttim ki zaten onu düşünecek halde de değildim. Haliyle saygı ile karşıladıklarını belirttiler. Ama...Kimisi

"özgür olabilirsiniz ama insan değilsiniz yazık"
"bugun blog derdine kosanlar! kisiliksiz ac insanlar"
"ülke yasta blogger roportajda"
"bunlarin tabutuna kirmizi bayrak serilmez"
"herkes bizim gibi milletini sevemiyor"
"vatan haini"
"bi tane bile twit atmadı Kürtçü bu"

bunlar gözümün önünde görebildiklerimin belki tamamı belki çok azı bilmiyorum, bilmek de istemiyorum çünkü bu kadarı bile fazla. Bunların hiçbiri bana söylenmedi ama yine de beni acıttı. Bu nefret söylemine, bu ayırmaya düşkünlüğe, bu parmakla gösterip çığırtkanlık yapmaya, yargısız infaz merakına sebep nedir?

"Yas"ta bu kadar laf yetiştirme, çemkirme, yas tutmuyorlar diye çetele tutma gücü nereden gelmektedir?

Bir tarafım tüm bu sözlerin yaşanan bu büyük ızdırap yüzünden bir anda ağızlardan kaçıverdiğine inanıyor; bir tarafım ise mağdur edildim, yanlış anlaşıldım demeden önce hızlıca twitleri silip, bir nevi geçmişi temizleyenlerin, yazdıklarını yazmamış gibi yapanların bu birlikteliği sadece içindeki nefreti kusmak için kullandığına inanıyor. Yok yine de ilkine daha çok ihtimal veriyorum, buna ihtiyacım var.

Evet öyle bir günde sezon cartını anlatan kişi seni rahatsız edebilir, sana bu bir vurdumduymazlık gelip kalbini ezip geçebilir, evet ondan nefret de edebilirsin, ama onu taşlatmak üzere işaret edip etmemen medeniyetini gösterir. Takip etmeyi bırakır, hayatından çıkarır, her hangi bir toplulukta dahi yan yana gelmemeye özen gösterir, bunu prensip edinirsin. Şahsen ben bir grubun topluca elem, sansür ya da adaletsizliğe uğradığı günlerde enerjimi onunla ilgili paylaşımlara veriyorum, öyle yapmayanları görünce burkuluyorum ama asla hakaret de etmiyorum, çünkü onun penceresinin özgürlüğü benim penceremin de özgürlüğünün teminatı! Üstelik insan psikolojisi hala sır, kimin neyi kaçış için, neyi unutmak için, neyi hiç sallamadığı için yaptığını bilemeyiz. Biz infaz memuru değiliz.

Kiminin Tanrı, kiminin enerji, kiminin bilinmez bir güç dediği şey bize uçsuz bucaksız topraklar, derin mavi sular, kocaman bir gökyüzü hediye etmişti hem de güzel bir paket içinde. Biz toprakları bitirdik, hep böldük, ötekinin payı daha az bizimki daha çok olsun istedik, gerekmese bile bir güç gösterisi niyetine sulara barajları diktik, kuşları havzalarından ettik, gökleri bizi taşımaya doyamayan uçaklarla deldik, çöpünüzü taşıyamayacağım deyince toprak ana, güldük, hepsini kompresle uzaya, yörüngeye yaşlı ve yorgun demeden aydedenin yanına yerleştirdik. Daha da fazlasını yaptık. Hepsini ama hepsini hayvanların elinden aldık çünkü bize yetmiyordu, mikroorganizmalardan çaldık çünkü yeni virüsler gerekiyordu.

Tüm bu tecavüzümüzün sonucunda bize hiç olmazsa güzel bir yenilik olsun kalmıştı: blogosfer. Çünkü insandık ve bir dünyada "birlikte" yaşamayı da özlüyorduk içten içe.

Kabloların ucunda, kabloların içinden geçen, eskisi kadar güzel olmayan bir dünya vardı ve sadece bir ekrandan ibaretti ama yine de çoooooooooooooooooooooook hem de çok uzun zamandan sonra bize "paylaşmayı", "paslaşmayı", "konuşmayı" hatırlattı. Yemek tariflerimizi aldık verdik, şu filme boşuna gitme dedik, aşk acısına merhem olduk, kim neyi arıyorsa "aman bana ne bee" demeden cevapladık, en güzeli de tanımadığımız insanlara her sabah "günaydın" demeye, her akşam "iyi geceler" demeye başladık. Bir sürü birbirinden farklı renkte, farklı ötüşte kuşlar olarak aynı ağacın dallarındayız. Bunu da bölmeyelim, bunu da pay etmeyelim çünkü bu sonsuz, çünkü hepimize kadar var:)

Bu post yoruma kapalı çünkü bu post kim ne düşünüyor diye değil, herkes birbirini düşünsün diye.

[İllüstrasyon: Mary Blair]
Devamını oku ...

...

En son 15 Temmuz'da yine büyük kederdeydik, burada yazmıştım duramamıştım . O vakit bu vakit, bundan önceki 20 yıldan fazla vakit değişen bir şey yok. Evlatlarla birlikte anneler ölüyor, anneler öldükçe annelerin ahıyla bu adı konmayan savaş daha da büyüyor.
Devamını oku ...

KISA BİR ARA...

İş güç okul eksenindeki bazı durumlar yüzünden bu hafta sözünü verdiğim "üniversitede ne giymeli" postunu yapamadım ve yapamayacağım gibi görünüyor sevgii Styleboomerlar:(

Amaa şu ana kadar hazırladığım ipuçlarının yanına haftasonu boyunca yenilerini de hazırlayıp haftaya kessin yayınlıyorum:)

Bu postu da ABD'de Brown'daki eğitimini bırakıp yeniden İngiltere'ye dönmeye karar veren ve Oxford'daki ilk gününden bir kare yollayan Emma Watson'la bitiriyorum;) Bir üniversite öğrencisinin casual gereklerini baştan ayağa giymiş kendisi:)

Şimdi bana Pazartesi'ye kadar müsaade:)
Devamını oku ...

BOOMSNAP - III-



Soldan sağa saat yönünde nostalji...
  • Hepsi dünyanın bir tarafına dağılan muhteşem dostlardan mütevellit şahane çetemin, sanırım 10dan fazla seneme damgasını vurmuş biriciklerimin küçük bir kısmı. Biz bir aradayken kopmayan ortam olmamıştır, hatta silahlı kuvvetler üst kademesi bile:) Bu da işte öyle bir düğünden.
  • Kocimle kaçıp uzaklaştığımız bir yakın... Sapanca Richmond Nua, yenilenmenin enn keyifli hali:) Buraya gidince insanın uçankuşa, paparazziye bağlayası geliyor yalnız öyle de gizemli:p
  • "Madem spor salonundan uzak kaldık, pilatese evde asılalım" sabahlarından biri:) Gerçi epeydir ona bile vakit yok:(
  • Bolu'da kar altında girly poz:) 2 sene önce doğumgünümde yaklaşık 20 kişiydik galiba Bolu dağında bir oteli istila ettik:) Ankara ve Istanbul'dan hem de tipi altında yola çıkan arkidişlerim orada başbaşa doğumgünü kutlayacağımızı sanan bendenize çoook güzel bir sürpriz olmuştu ♥ ♥ ♥
  • One Love! Yaz demek festival demek, hemencecik geri gelsin:)
  • Çanakkale yolunda Hanımın Çitliği gibi bir çiftlik bulmuş ve dalmıştık. Büttüüüüüüüüüün bu kanola tarlaları beyindi:) Bahçesinde bir dolu cins köpeği, garajda bir sürü arabası hatta öyle eski retro olanlar dahil vardı. Bir an hakikaten Fikret Hakan kapıdan çıkıverecek sandım:)
  • M.A.C Tartan koleksiyon lansmanına ben de tartan elbisemle Victorian modda gitmiştim, tacım ve madalyamla:)) Hatta postu burada
  • Bir Taksim "Canım Ciğerim" gecesi:) Boool köpüklü ayran ve çöp şiş misss
  • Geçen yılın Bebek şenliği ganimetleri:) Biu Factory bonbonlarım ve hande Bilten seramik kelebek yüzüğüm hep birlikte Multitap dinliyoruz:)
Devamını oku ...

VAN MİNÜT: Moda Haftası Savaşları

Evet hanımlar beyler biz faniler daha yeni yeni bastıran soğuk havalarda "ne giysek"in, Sonbahar/Kış'ta "ne moda"nın, "çorap sezonu açıldı mı sence yeaaa"nın derdine düşmüşken; moda endüstrisinin ölümsüz Tanrıları taaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa gelecek Eylül'de gösterilecek İlkbahar/Yaz 2013'ün derdiyle çalkalanıyorlar.

Çalkalanmak hafif kaldı, savaş baltaları çıktı diyelim. Tehditler, nanikler, iğneleyici imalarla dolu güya arabuluculuk eden açık mektuplar, benim moda haftam senin moda haftanı döverler sanırım olayı kısaca özetler. Eh "military fashion" kaç sezondur trend, olacağı buydu! Peki neler oluyor?



 Aslında yılanın başı Milan, yani İtalyan Moda Konseyi, ama argümanları da "adam haklı beyler" dedirtecek türden, ya da "bu İtalyanlar hep böyle de dedirtebilir", ben yazayım, siz karar verin:)

Herşey 2008 yılında 4 büyük moda başkentinin (yok yok biz yokuz:p) New York, Londra, Milano ve Paris'in Londra'da masaya oturması , işte havyarlar şampanyalar yaw geçen yıl 30 milyar dolar kar ettik ilahi ilahiler arasında, üst üste çakışan defile ve şehirler yüzünden helak olan editörlere, bitap düşen alıcı gruplarına, devlere öncelik tanındığı için genç ama parlak tasarımcıların arada kaynayıp gitmesine bir dur demek üzere ortak bir takvimde anlaşmasıyla başlıyor. Bu yazılı bir anlaşma değil de, ortak çıkarlar söz konusu olduğu için herkesin uyduğu bir "sözüm söz" durumu.

Bu "söz akittir" anlaşması, moda haftaları her yıl İlkbahar defileleri Eylül'ün, Sonbahar defileleri Şubat'ın ikinci Perşembesi New York'la başlasın, Londra, Milan ile devam edip, assolist Paris'le bitsin diyor kısaca. Ve o gün bugündür işler böyle yürüyor, her sene artan tasarımcı trafiğini 7 güne tıkıştırmak zorlaşırken moda haftaları git gide daha yorucu hale gelirken bir nebze olsun trafiği düzenlemek adına da herkes bu söze sadık kalıyor.


Ta ki önümüzdeki Eylül takvimi Milan'ın canını sıkana kadar. Canı sıkılmış bir İtalyan'ı artık kahve de kesmiyorsa varın siz düşünün! İtalyan Moda Konseyi 2012'de Eylül'ün 2. Perşembesinin ayın 13üne geldiğini ve hem New York ve hem de ardından Londra'yı beklerlerse Ekim'e kalarak, üretim bandının alıcıların isteklerini istedikleri tarihte yetiştirmeye asla yetmeyeceğini öne sürerek önce moda takvimini Temmuz itibariyle yeniden düzenlemeyi öneriyor ama Paris "Paris Couture Haftası"nı hatırlatarak bu öneriyi kabul etmiyor.

Daha sonra İtalyanlar, New York'un moda haftasını bir önceki Perşembe'ye çekmesi gerektiğini söylüyor. Burada tipik İtalyan "kendini beğenmişçiliği"ni ve "ben dedim oldu"culuğunu bir kenara bırakırsak evet haklılar. Bu durum hem Milan, hem Paris'in Ekim'e sarkarak epey gecikeceği ve artık internet sayesinde neredeyse %30u online verilen siparişlerin büyük alıcı gruplarının talep ettiği miktarlarda yetiştirmek adına sıkıntı yaratacağı aşikar.Hele bir de adamlar (Roma'da gördük) 16:00 dendiğinde kepenk kapatıyorken:p

Bunun üzerine New York'un cevabı gecikmiyor "I-ıh"...
Neden? Çünkü bir önceki hafta Labor Day tatili diyorlar. Yanlışsam düzeltin çünkü aradım bulamadım ama bildiğim kadarıyla Labor Day her Eylül'ün ilk Pazartesi günü ve sadece 1 gün tatil, yani Perşembe'yi etkilemiyor. Ama işte gösterdikleri sebep bu. Milan bu cevabın üzerine kendi takvimlerini illa ki değiştireceğini net olarak ilan ediyor, ama ne yapacaklarına dair 3 seçenekle: (a) Milan Moda Haftası'nı Temmuz'da yapmak (ki bir de erkek moda haftaları var yazık günah değil mi zaten üvey evlat gibiler:)) (b) Eylül'de hemen New York'dan önce yapmak (NY buna da isyankar, haşa) (c) Kimseyi iplemem ben de o zaman NY ya da Londra ile çakıştırırım, onlar düşünsün demek.

Milan oturmuş düşünürken, ömründe hiç "The Godfather" filmi izlememiş ya da kıyısından Akdeniz ateşine denk gelmemiş olduğunu sandığım Conde Nast yani dünyanın en büyük dergi grubu ve VOGUE'ların sahibi zehir zemberek bir açıklama yapıyor ve özetle "Eğer ki Milan takvimi oynatsın, bir tane editörümüzü yollamaz, boykot ederiz, Vogue'un Vsini göremezler" diyor. Dıkşşş! Burada İtalyan Konseyi'nin atan şalterini duydunuz:) Amerikan Moda Konseyi Başkanı zarif Diane Von Furstenberg'in zarif açık mektubu ve işin "ekonomi"sine dokundurmaları da kar etmiyor.

İşte Milan "Van Minut" diyor, van minut kim kimi tehdit ediyor:) Ve "resmi" kararını açıklıyor, Milan Moda Haftası önümüzdeki Eylül'de New York'un son 2 günü ve Londra'nın tamamı ile çakışıyor. Ve ekliyor bu durumu 2010 Mart'ında NY ve Londra'ya sunduk ama sorun yok gibi davranmayı seçtiler. Sonuçlar:

  • Amerika'dan hop uçağa atlasa ve jet lag olmasa dahi nasıl Avrupa'ya yetişeceği, yetişse dahi hangisine gideceğini şaşırmış editörler daha ne kadar multivitamin alacak? Tüm bu skandalın ardında her savaşın ardında olduğu gibi yine ilaç firmaları mı var?
  • 3 parçaya ayrılmış alıcı grupları ne edecek?
  • Peki ya Londra, Dolce, Versace, Armani, Prada karşısında podyuma çıkaracak top model bulabilecek mi? Ya da modelli provalar yapılabilecek mi? GUCCI'nin Frida'si şimdiden kızlar Cumartesi önümde olacak demiş. Ow.
  • Alıcı grupların tercihi şu sıra paranın sel olup aktığı Arap dünyasının bayıldığı İtalyan markalar mı yoksa resesyonun yamacındaki Avrupa ve Amerika'nın "yeni ve genç tasarımcı" idealizmi mi olacak?
  • O değil de über milliyetçi ve İtalyan modası devriminin neferi Franca Sozzani, yani 80lerden beri VOGUE Italia genel yayın yönetmeni, Conde'nin boykot kararına "emir kulu" olarak uyacak mı, yoksa bu sayfayı kapatacak mı?
  • İngiliz VOGUE genel yayın yönetmeni Alexandra Shulman, tüm İngiliz basınına "iyi de Londra dururken kimse Milan'ı tercih etmez kiii" omuz silkmeli açıklamasını yaparken hangi maddeyi kullandığını bizlerle paylaşacak mı? Arada biz de gerçeklikten böyle kopsak, keyfimiz yerine gelse:)
  • Bi de yazık misal Christopher Kane'i düşünen var mı? Ya adamın Londra'da Christopher Kane defilesi ile Milan'daki Versace VERSUS defilesi çakışırsa... Yıl oldu 2011 hala "Işınla beni Scotty" diyemiyoruz, yuh!
  • Moda endüstrisinin en büyük parasını(gözüm yok) ve en çok sayıda markasını (hepsinde gözüm var) bünyesinde barındıran LVMH ve PPR grup neden sessiz? "Hepsi çocuğum gibi" açıklaması mı yapacak yoksa siz bi durun ben ne dersem odur mu diyecek?

Peki ya biz bloggerlar?
  • Defilelerin artık canlı canlı netten izlendiği bir dönemde ben şimdi bi yanda Mozilla bi yanda Chrome açıp ikisine de bağlanamayan TTnet'e mi saydıracağım?
  • Blogda şu anda bile artık moda haftası raporları yetiştiremez olmuşken, 2sini bir arada nasıl edeceğim?
  • Bizler üzerinden sosyal medya coverage savaşı nasıl olacak?
Açıkçası Batı dünyasının ekonomik anlamda en zor dönemlerinden birine girmek üzere olduğu şu zamanda kibir ve uzlaşıdan uzak tutumu bu koskoca endüstride minicik bir dişli olanları bile etkileyebilir, ama bir yandan da lüks son yıllarda en az hasarı alarak, sadece kardan zarar ederek yaşamını sürdürüyor ve bu ilüzyonun içinde düşünüyor belki de.

Benden söylemesi hanımlar beyler en güzeli IFW; rekabet yok, iddia yok, çakışma yok, ha dizilere styling yapanlardan başka alıcı grubu da yok zaten! Valla ne demişler "azıcık aşım kaygısız başım":)

[Kaynak:wwd,ny times,fashionologie,cfda web]
Devamını oku ...

TREND RAPORU | Topuklu Loaferlar

Öyle sanıyorum ki trend raporlarını baya seviyorsunuz sevgili Styleboomerlar, bu seferkini daha da çok seveceksiniz çünkü yanında hediyesi ile geliyoor ♥

Sezonun en hit trendlerinden biri de bildiğimiz hatta bizim kuşağın çoğunun ortaokul, liseyi içinde tamamladığı loaferlar:) Ama bu defa darklı, bu defa platformlu yüksek ökçeli olanları makbul:) Tabii ki her trendy aksesuar gibi yanına yeni trendleri de katarak, mesela bebe yakaları, mesela preppy yani kolejli kız stilini, topuklu loaferlar yeni sezonun vazgeçilmezlerinden biri olmaya aday!


 

Yılanın başı Miu Miu'nun meşhur pudra rengi rugan loaferı ama pek çok marka binbir renkte modeliyle bu trendi koleksiyonlarına kattı. Bu ayakkabı stiline pek ısınamamış olanların bile kalbini kazandı. En revaçta olan renkler siyah, kahve, lacivert ve bordo, ama iş pembelere, pudralara, sarılara kadar uzanmış:) Yukarıda biiir dolu seçenek huzurlarınızda.


Peki topuklu loaferları nasıl kombinlemeli?

Yukarıda gördüğünüz çok Parizyen tarzın yanında aslında bu ayakkabılar sonbahar/kışımıza heyecan getirecek. Çünküü şortlarla, pileli eteklerle, bebe yaka üst ya da elbiselerle, kalem etekler ve fularlı gömleklerle, sigara pantolonlarla ve pek tabii ki kısalmış paçalarıyla boru paça (bootcut) ya da daracık(skinny) kot pantolonlarla şahane oluyorlar! Dahası renk renk mus çoraplara çook yakışıyorlar!


Yukarıda size tammmmmmmm 6 seti Polyvore'da emek emek elcağızlarımla hazırladım sevgili Styleboomerlar, nasıl olmuşlar, favoriniz hangisi? Dahası?

"Ya Boom bırak sen dee, daha güzel kombinleri ben yaparım" diyorsanız, hadi durmayın, çünkü daha güzeline NINE WEST'den hediye var:)


YARIŞMAMIZ BİTTİ, KATILANLARA TEŞEKKÜRLER. KAZANAN CUMARTESİ AÇIKLANACAK
  • Öncelikle PARK BRAVO GROUP Twitter sayfasını buraya tıklayarak "Takip Et"meye başlıyorsunuz.
  • Sonraa Boom'un boynu bükük kalmasın diye Styleboom Facebook sayfasını da "Beğen"iveriyorsunuz.
  • Yukarıdaki 3 farklı renkteki NINE WEST loaferdan birini seçerek başlıyor her şey.
  • Sonra buraya tıklayıp dooğru Polyvore'a gidiyorsunuz, seçtiğiniz NINE WEST loaferla içinde kıyafet, çanta ve aksesuar olan güzeel bir kombin hazırlıyorsunuz.Tıpkı yukarıda benimkiler gibi:)
  • Ayakkabılar için hardalın linki burada, kahvenin linki burada, siyahın linki ise burada
  • Sonra kombininizin görselini (ki ekran görüntüsü de olabilir) styleboomblog@gmail.com adresine şukela isminizi de ekleyerek mail atıyorsunuz.

Bu kombinlerle Styleboom Facebook sayfasında bir albüm oluşturuyor ve yarışma başlatıyoruz, eşe dosta haber salıyor, Styleboomerların zevkine güveniyoruz ve en çok ama en çok "like" yani "beğen" alan kombinin kapısını , içinde değiştirme kartı sürpriz bir yeni sezon pabuçla NINE WEST çalıyoor. Bu arada bu loaferlar Ekim sonunda NINE WEST'lerdee!(*)

  • Son olarak saatlerinizi kuruyor ve heyecanla 20.Ekim geceyarısı olmasını bekliyorsunuz:)
Hadi bakalım 1 Boomer kazanırken 1000 Boomer da yeni bir trend için ilhamlar alsın!



(*) Dikkat en çok Like alan 5 kombin içinden kazanan bendeniz tarafından bu kombinler arasında yapacağım çekilişle belirlenecek:)
Devamını oku ...

HEDİYE | Styleboom'un Şanslı Gelinine Sevilay Acıbucu'dan Gelin Makyajı

Hatırlayanlar olacaktır taaaa Haziran başında benim de gelin makyajımı yapan ve hala her ay istisnasız cilt bakımım için gerekirse İstanbul'dan kalkıp Ankara'ya gittiğim Sevilay Acıbucu ile gelin makyajının sırlarını anlatan bir söyleşi yapmıştım veee bir şanslı Styleboomera da kendisi gelin makyajı hediye etmişti:) İştee şanslı gelinimiz geçen ay evlendi ve makyajı için Sevilay Hanım'daydı!



Styleboom'un biricik gelinlerinden Tuba'yı, düğünden yaklaşık 1 ay önce Sevilay Hanım'la tanıştırdım ve o zaman kaş tasarımına da başlandı. Sevilay Professional Make-up Studio'da gelin makyajına kaş tasarımı, ipek kirpik eklentisi ve cilt bakımı dahil.

Tuba'ya, düğün gününden bir gün önce cilt bakımı yapıldı, bu sayede yukarıda henüz sadece takma ipek kirpikleri takılmış ve sıfır makyajla görmenize rağmen özel kür ve canlandırıcı serumlar sayesinde pırıl pırıl cildi, ciltte yorgunluk ve de stresten iz yok:) Bir adet sivilceyi nazar boncuğu olarak bıraktık:)


Cildin bazı hazırlandıktan sonra tabii ki göz makyajı başlıyor, gözlere derinlik verirken ve sabahı bile bulacak kadar dayanabilecek bir makyaj yapılırken, makyajda "gelin"e yakışır bir duruluk ve zerafeti sağlamak Sevilay Hanım'ın birinci önceliği.


Tabii ki makyaj cilt tipi, saç için düşünülen model, ten ve göz rengi, gelinliğin rengine göre farklılık gösteriyor. Benim düğünümde bronz-kahve-gri tonlarda çalışmıştı Sevilay Hanım, Tuba için gri tonlar ve ice tercih etti.


Gelinim de güzel yalnız:) Nazar değmesin ♥


Yanakta hafif şeftali, dudaklara da şeftaliden pembeye pırıltılı bir ruj konduruldu. İşte şu serçe parmağı ben de aynı bu şekilde tutumayı başarırsam ve bir ninja ustalığında bilek hareketini becerirsem makyaj yaparken olayı bitireceğim hanımlar:) Ama benim parmak isyankar, söz dinlemiyor:)


Gelinimizi uğurlamaya hazırız:) Tabii o ruj akşama kadar ara ara tazelenmek durumunda kalacak, gerisi ise bir gram bozulmuyor. Kirpikler ise siz yolup çıkarmazsanız 1 hafta hatta 10 gün kalıyor ben balayında pek güzel kirpikli kirpikli gezmiştim:) İpek oldukları için de yumuşacık ve rahatsızlık vermiyor.

Tuba da Ankara'dan İstanbul'a transfer olanlardan, umarım aşk dolu, mutluluk ve huzur dolu şahhane bir birliktelikleri olsun. Ne diyelim onlar ermiş muradına, Styleboomerlar çıksın kerevetine.

Makyaj boyu çektiği fotoğraflar için Tuba'nın abisine teşekkür ediyorum vee bu postu bir tanecik Esra Pozan'ın harika bir karesiyle tamamlıyorum:)

Devamını oku ...

BOOM'STYLE | Bumblebee



Yağmurlu bir Pazartesi'ye biraz sarı çalmak iyi olur diye düşündüm sevgili Styleboomerlar! Geçen perşembe ve Cuma üst üste 2 gün tv8'i puantiyeye boğdum, şööyle 1940'lara götürdüm getirdim:) Şaşırdılar:p Okan Bayülgen'in yeni kanalında haftanın 5 günü "Kraliyet Ailesi" programları içinde Cuma yayınlanan Medya Kralı için gittiğim kanalda bu duvarı görünce poz vermesem olmazdı! Daha fazla fotoğraf, detaylar ve markalar tabii kiiiiii BOOM'STYLE 'daaa!
Devamını oku ...

KOLEKSİYON | Zeynep Tosun İlkbahar 2012 Paris'te

Styleboom takipçileri nasıl büyük bir ZEYNEP TOSUN fanatiği olduğumu bilirler ♥

Özellikle 3. hazır giyim koleksiyonu ile gönlümde taht kurmuş, üstüne sürekli daha da mükemmelleşen çizgisiyle iyiyden iyiye bizi mest etmiş tasarımcı, tasarımları kadar bakış açısıyla, vizyonuyla ve hayal gücüyle, dahası çalışkanlığı ve neyi nerede ne zaman yapması gerektiğine dair inanılmaz bilinciyle (malum bizim tasarımcılarımızın strateji takımları yok pek, her şeyi onlar düşünmek ve onlara gönül koyanlarla halletmek zorunda kalıyorlar) git gide mükemmelleşiyor.

ZEYNEP TOSUN'la ilgili olarak en sevdiğim şey nereden olursa olsun biriktirdiklerini şehirdeki, yaşayan, güçlenen, kırılan, toplanan kadın için, o kadından ilham alarak şekillendirmesi. Onunla daha önce yaptığım şuradaki söyleşiden de hatırlayacaksınız onun ilham kaynağı her şeyden önce kadının kendisi.



Bu sene Istanbul Fashion Week (IFW) takviminde göremeyince pek çoğunuz hüzünlenmiştiniz ama ben bunun güzel bir başka şeyin ipucu olduğunu hissetmiştim ve yanılmadım. Kendisi Paris Moda Haftası kapsamında özel bir prezentasyonla tanıtacaktı İlkbahar 2012 koleksiyonunu!

Paris'te gerçekleşen defileyi Youtube'da kulisinden makyajına her bir videoda izlerken hem heyecanlandım hem de koleksiyonunu yine çok ama çok beğendim!

Türk kültüründen motifleri Tayland kültürüyle harmanlayan, yine evet yine metal ve deri eklentilerini muhteşem şekilde çiçeklere, kuşlara, uçuşan kumaşlara angaje eden koleksiyonu aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz. İnanılmaz zarif kumaş ve modellere deri kol bantları, altın tasmalar ve zincirlerle edgy bir görünüm, genel görüntüdeki otantik yumuşaklığa saçlardaki kuştüyleriyle vahşi bir hava katmış. Yırtmaçlar ve pencerelerle birbiri içinden geçen alt üst gruplar, en parlak renkler ve yine Zeynep tarafından tasarlanmış muhteşem ayakkabılar!


Zeynep'in koleksiyonunu kendinden dinlemek isterseniz de buradaki videoya tık tık!

Paris'i bir kenara bırakıp, bir güzel haber daha vereyim: ZEYNEP TOSUN kadınına dönüşmek artık daha kolay ve ulaşılır olaak çünkü artık YKM'lerde onun tarafından tasarlanan Agenda by Zeynep Tosun markası sizleri bekliyor olacak. Yarın tanıtımı yapılacak bu güzel işbirliğinie dair aşağıda bir kaç parçadan ipucu var, yaşadık:)



[Görseller: Bohemian Model Management]
Devamını oku ...

MODA HAFTASI | Beğediklerim Bayıldıklarım -II-

Moda haftalarından benim olsa dediğim parçalarla devam ediyorum:)



Cynthia Rowley'yi normalde koleksiyonu getirin diyecek kadar severm, hem girly hem feminen harmanını iyi tutturur ama bu defa biraz sönük buldum. Yine de kısa kollu, ince belli, bol volanlı elbiseleri hoşuma gitti, en çok da verdiği DIY fikri. Tıpkı yukarıdaki bluzda olduğu gibi siyah bir trikonun omuzları üzerine altın renkli bir dantel aplik hoş ve farklı olacaktır.



Matador esinli MOSCHINO'nun bolerolardan ilham alan ceketlerine hele üzerinde "Make Love Not War" yazan deri ceketine bayıldım! Gömlek yakasında siyah kurdeleyi ne kadar severim o da ayrı!

Her daim favorilerimden GILES koleksiyonun ilhamını kuğu fotoğrafları ile ünlü Cecil Beaton'dan almış ve koleksiyonu gümüşün en metalik haliyle donatmış. Pırıl pırıl gümüş rengi ve muazzam lazer cut işçilikli elbise ve etekleri beğendim.

[Görseller:style]
Devamını oku ...

BOOMSNAP - II -



Bu snaps postlarına başladığıma pek keyiflendim sevgili Styleboomerlar! Bana güzel bir nostalji oluyor:) İkinci setle baya eskilere gittim.. Saat yönünde
  • Düğün fotoğrafçımız Esra Pozan'la ilk tanıştığımız günden...
  • Geçen yaz Emirgan'da lale festivaline haftaiçi sessiz sakin bir sabahta gitmiştim...
  • Yeni hastalığım Momiji bebekler! Bir seferde hepsi benim olsaa, ama koleksiyoner dediğin tane tane ve sabırla davranmalı:) Burada Rock'n'Coke ByWonderland standında sahiplerini bekliyorlar
  • Geçen yıl aldığım ama henüz pek takamadığım şemsiye broşum Carnivale Studio, yağmrlar başlayınca ayrılmayacağız:)
  • Heyyy beni hiç bronz görmüş müydünüz? Bu fotoğraf taa ISTANBUL FASHION "DAYS" zamanından, o zaman henüz fashion week olmamıştık
  • Bozcaada Rengigül Konukevi'nin muazzam kahvaltısı, dünyada eşi yok!
  • Geçen yaz çoook sıcak bir günde Stilize, Koray Caner, Off Ne Giysem, Iconjane ve ben Gölge'de zeytinyağlı bir öğle yemeğinin üstüne hafif hafif poz verdik:)
  • Yine Bozcaada.. Bu defa kaleiçinde poz vermelere doyamamışım:) Hatta Çanakkale fotoğraf kulübünün dergisinde çıkmştı hoho:)
  • Çoook eskileren bir düğün gününden daha... Yanımdakı kızlar benim en değerli dostlarımdan ikisi. Şimdi farklı ülkeler farklı şehirlerdeyiz ama hala çok yakındayız
Devamını oku ...

MODA HAFTASI | Beğediklerim Bayıldıklarım -I-

Eminim bu defa moda haftalarını siz benden daha iyi takip ettiniz hanımlar! Ben de ara ara baktım, beğendiklerimi dosyaya attım, masaüstünde az dosya vardı ya, bir de bu eklendi:) Şu anda bilgisayarın neresinde ne var hakikaten hiç fikrim yok:o Neyse çeneyi boşa yormamayım, ilk grup beğendiklerime buyrun bakalım!



Raf Simons nasıl yapıyor bilmiyorum ama bir şekilde JIL SANDER'i her sezon en arzu edilen koleksiyonlardan biri haline getiriyor, çabasız ama şık olmanın adresini veriyor. Soluksuz devam eden 50ler akımından JIL SANDER de nasiplenmiş ama işin güzeli onu minimalize ederek, hatta poplin ve keten gibi çok hafif dokular kullanarak 50leri epey hafifleterek. Açıkçası poplin kumaşla böyle couture havasında bir elbise mi olurmuş diyenler, mutlaka şuradan koleksiyona göz atsınlar! Benim koleksiyondaki favorilerim şal deseni ve pötikare yüksek bel kalem etek+beyaz gömlek kombinasyonları. Yıllarca babamın şal deseni kravatlarından boyk gelmiş, hele bir ara hatırlıyorum 80lerde tüm konu komşu ve dahi annemin vatkalı saten şal deseni gömlekleri yüzünden bu desene iyice triplenmiş biri olarak bu adam beni resmen şal deseni sever etti! Özellikle pembe-saks mavi-yeşil kullanılarak oluşturulmuş şal desen parçaların hepsi diğerinden güzel!



Uzan zamandır keyifle takip ettiğim ANTONIO BERARDI bu defa farklı bir çizgiye kaymış ve genel olarak hep keskin formlarda çalışırken bu defa işin içine biraz daha akışkanlık katmış, hafif Jenny Packham'a kaysa da çok da güzel olmuş. BERARDI'nin bana kaburga/iskelet hissi veren gövdede taş ya da nakış panelli elbiselerine bayıldım! Koleksiyonun tamamı burada.



Sanırım uzun zamandan sonra ilk defa Oscar de la Renta ile epey ayrışan bir koleksiyon yapan CAROLINA HERRERA'nın yeşil ve sarı ağırlıklı koleksiyonundaki dinamik, rahat, şık şehirli kadın imajı çok hoşuma gitti. Grafik modernizmin buram buram feminenleştiği koleksiyonda favorilerim "bıldırcın:)" baskılı elbiseler ve grafik desen incecik triko üstler. Bıldırcın gibi kadınım diyenlere gelsin:) Koleksiyonun tamamı burada.

[Görseller: style]

Devamını oku ...

Steve...



Bugüne üzücü bir haberle başladım... Şimdi burada bu paylaşımları yapabildiğimiz, beni bu fontla okuduğunuz, tweetleri belki telefonunuzdan takip edebildiğiniz şu anın yaratıcılarından Steve Jobs kansere yenik düştü. Uzun süredir çok acılar çektiği ama durmaksızın mücadele ettiği için huzur içinde yatsın diliyorum.

Bir maceraperest, bir hayalci, bir mucid ve bir ilham kaynağı olarak bu dünyaya çok şey bıraktı ama en önemlisi “yeni bir düşünce tarzı”nı miras bıraktı. Teşekkürler Steve...
Devamını oku ...

HEDİYE | Forum Fashion Week'e Davetiye!

1 Ekim'de MARMARA FORUM'da başlayan Forum Fashion Week'i sanıyorum duymuşsunuzdur. Bu organizasyon pek çok keyifli etkinliğe ev sahipliği yapıyor ve yapmaya devam edecek. Bazılarını biliyorsunuz, bazıları sürpriz:)
  • Öncelikle asla kaçmaması gereken bir şapka sergisi var, Sarah Jessica Parker'dan, Cambridge Düşesi Kate'e ünlü isimlerin taktığı çok ünlü tasarım şapkalar sizi bekliyor
  • Central Saint Martins, Instituto Marangoni gibi Avrupa'nın en iyi moda okullarından mezun genç tasarımcıların fark yaratan koleksiyonlarını ve Forum bünyesindeki mağazaların koleksiyonlarını 7-8-9 Ekim'deki defilelerde izleyebileceksiniz
  • Üstelik bu defilelerden birinde , 7 Ekim'dekinde, ünlü top model Dree Hemingway podyuma çıkıyor!
  • 8-9 Ekim ise ELLE Shopping Fest kapsamında orası iyice coşuyor
  • Maalesef ben yine yokum ama bence ennn güzel etkinlik moda bloggerı arkadaşlarımın size hazırladığı bir sürpriz, ben de heyecanla bekliyorum:)
  • Bu arada Cindrella Under The Umbrella Forum Fashion Week defilelerinin resmi bloggerı, onu takip edin ve kendinizi defilelerde gibi hissedin.

Peki ben ne yapıyorum? Benim gibi gidemiyorum işte demeyin, siz de hepimiz yerine orada bulunun diye 3 şanslı Styleboomera Dree Hemingway'in de podyumda olacağı ve Avrupalı genç tasarımcıların kreasyonlarını izleyebileceği 7 Ekim Cuma defilesine davetiye hediye ediyorum!

Nasıl mıı?
Çok basit bu akşam saat 20:00 itibariyle Twitterınızın başına geçiyor ve pek tabii ki benim sorumu bekliyorsunuz. Hala takip etmeyenler için Styleboom Twitter tam da burada!


Devamını oku ...

BOOM'STYLE | Bilunkuşu Evlendirdik:)



İşte blogosferin neşesi, "şen"i, bir tanesi Bilunşenkuş'umuzu da evlendirdik! Müstakbel damadımız da en az Bilun kadar koca yürekli, güler yüzlü, esaslı, ve fakat işi çok zor, ne de olsa blogosferde kaynana çok:) Yine bir yolculuk üstü yamulmuş, düğüne de zar zor yetişmiş zavallı Boom olarak ne giydim postu için dooğru BOOM'STYLE'a :) Fotoğraflar biricik arkadaşım Koray Caner tarafından homurdanmadan, pofurdanmadan çekildi, teşekkürler:)
Devamını oku ...

HABER | TOM FORD's Lady is A Tramp

Benim gibi MADONNA denen ilahe ile büyümüş bir kuşaktansanız Lady Gaga'nın ne tarz ne de müzikalite olarak çok da prim verilecek bi tarafı olmadığını düşünebilirsiniz, zira ben öyle düşünüyorum:)

Amaaa 90lar sonu 2000ler başında müzik dünyasında iyiden iyiye ağırlığı hissedilen "kro" ve daha fenası "kroyum ama para bende"ci, siyahi ya da siyahi özentisi rap, hip hop, cart curtculardan sonra şöyle moda tasarımcıları ile adamakıllı işbirliği yapan, fark yaratan, her şeyi bıraktım Nicola Formichetti gibi bir dehayı bizlere kazandıran Lady Gaga'nın hakkını da-her ne kadar kendin zevksiz ve müziğini kulak tırmalayıcı bulsam da- teslim ediyorum!



Gelin görün ki her zaman anormal kıyafetleriyle gündemde olan Gaga, son dönemde "normal" giyimiyle bizi şaşkınlıa sevk ediyor. Bunun enn güzel örneklerinden birini bugün sonunda yayınlanan Tony Bennett+Lady Gaga, "The Lady is A Tramp" düetinde görebiliriz. Bu şarkıyı seslendireceği haberini ilk aldığımda karalar bağlamıştım çünkü benim için pek özel bir şarkıdır ama ben utandırdı:)



Açıkçası Gaga'nın elektronikten nasibini almamış pür ve inanılmaz güzel sesini, enfes TOM FORD elbisesini ve ikilinin uyumunu o kadar beğendim ki, paylaşmadan edemedim. Bu arada Tony Bennet: Duets II albümü kaçmaz, arşivinize ekleyin:)



Bu elbiseyi daha önce TOM FORD'un biriciği Candice Swaenepol'ün üzerinde görmüş, tapılası görüntüsüne isyan etmiş, hatta tehdit etmiş:p ve Twitterda tam da şurada paylaşmıştım.
Devamını oku ...